İlan-ı aşk


çocukluk arkadaşına ilanı aşk edip evlilik teklifi yapan bir osmanlı gencinin mektubu...

Melek-perver hanım efendi;

Siz darülmualliminden şehadetnamenizi alırken bendenizde tıb fakültesini ikmal ediyorum. Tesadüfün bu güzel cilvesini istikbaldeki saadetimizin timsali telakki ediyorum. Öyle değil mi meleğim? Bir mahallede doğduk, aynı mekteb-i ibtidaide okuduk. On üçüncü bahar hayatına kadar birbirimizi daima ve pek yakından gördük. O zamanlar kalplerimizin esiri değil isek de yekdiğerimizi yine samimi ve hakiki sevmekte idik. Tatlı mizacınız, daima inşirah ile devam eden mükalemeleriniz ve bahara ait gül goncalarına nazire teşkil eden güler çehreniz, sevimli harekat ve edalı reftarınız daha dün sizi görmüş gibi hep, hep hatırımda menkuşdur.

Emin olunuz, mefkuremi daima işgal eden bu latif ve munis manzaranızdır. O samimi olduğu kadar cazibeli halinizi müsaade-i aliyeleriyle bugün alenen takdir ve sabır-ı takatime artık hakim olamadığım bu dakikada meleğime ilan-ı aşk etmekle müftehirim. Bu cür’etim kalbgahımı son şiddetiyle istila eden(nar-ı aşk) tesmiye olunan bir volkanın yakıcı te’sirinden mülhemdir.

Hayat-ı mesaiyyedeki faaliyetimizi ictimai ve şer’i olan hayat-ı ailede göstermek dahi pek latif semereler idrakine ve te’mini saadetimize vesile teşkil etmez mi sultanım...




Yorumlar

Popüler Yayınlar