Dilenciler
DİLENCİLER
cerrar: kübera konaklarını fakirim diye dolaşan ve
para isteyen ve bu işi kendine meslek edinmiş adam
Dilenciler İstanbul’da dilenmekle
kalmamış halktan zorla para aldıkları zamanlarda olmuştur. çeşitli hilelerle halkı
kandırıp soymuşlardır. Bazı kereler kur’an ve ilahi okuyarak bazı kereler de
adamın birinin boynuna zincir geçirerek “mahpusdur, borçludur” diyerek para
topluyorlardı. Hakeza hasta ile dolaşıp para toplayanlar da vardı. zaman zaman
bunlar yakalanıp sair şehirlere ırgad ve amele olarak gönderilir muhtelif işler
de çalıştırılırlardı.
Eskiden kadın veyahut erkek iş yapamayacak
derece ihtiyar, kör, sakat, felçli ise bu kimselerin dilenmesine cevaz
verilmiştir. Yeniçeri ağalığınca “dilenciler baş buğu” unvanın da tayin
edilmiş bir zabit dilenmesinde kusur görülmeyen kimselere “cer kağıdı” bir
nev’i dilecilik ruhsatnamesi verirdi. Elinde cer kağıdı olmayanların dilenmesi
yasak idi. Dilencilerin ismi “dilenci defterine” kayıt edilir. Bu defter
subaşlarında bulunurdu. XVI. Asırda dilencilik osmanlı başına büyük dert
olmuştu. Dilenciler baş buğu görevini istismar ettiği zamanlar da oluyordu.
sağlam insanlara cer kağıdı vererek onları dilendirir. Kazandıklarından da
hissesini alırdı. Dilenmesinde mazur görülmeyen kimselere karı paylaşmak
şartıyla cer kağıdı temin eden adamlar vardı ki bunlara “dilenci iradcısı”
denirdi. 8-10 dilencisi bulunan iradcı epey bir para kazanırdı. Dilenci
pehlivanları da iradcılar gibi dilencileri çalıştırarak kârına ortak olurlardı.
bununla beraber dilenciye her türlü kötülüğü yaparlardı. devlet bu gibi
durumlar için sık sık tedbir alırdı. 1574 senesin de Şah çavuşu dilencilerin
hepsini teker teker teftiş etmiş. Sahte dilencileri dilenmekten men etmişti.
Dilendirmek için köle ve cariye alınıp satılması da yasak edilmişti. Dilenci
iradcıları ise zindanlara gönderilirdi. Tanzimattan önce dilenciler kontrol
altına alınmak istenmiş, bir esnaf zümresi olarak kabul edilmişlerdi.
16. asırda Avusturya elçisi Busbecq
dilencilerin sayısının ziyadeliğinden yakınarak “yer yer din işvesi altında
dilenirler, kendilerini meczup olarak gösterirler ki meczuplar türkler arasında
teveccühe nail olmuşlardır” şeklinde nakilde bulunur. evliya çelebi XVII.
Asır ortalarında dilenciler esnafının 7000 kişi olduğunu söyler ve kıyafetlerinden
ve sakatlıklarından bahseder.
1896 tarihli darülaceze nizamnamesi
ilan edilince müslim gayi müslim kadın erkek fark etmeksizin sakatlar, hastalar
ve bakacak kimsesi olmayanlar darülacezeye gideceklerdi. Gitmeyip direnenler de
zabıta tarafından getirilecekti. Darülaceze açıldıktan sonra dilenmek yasak
edildi. Dilencilik men edilmişse de dilenci iradcıları sefil insanlara bir
yerden temin edip, karın tokluğuna dilendirirlerdi.
Evliya çelebi dilencilerden şöyle bahsetmektedir;
Tâ’ife-i fukarâ-i dilenciyân: 7000
nefer olup, kur’an-ı kerimin “Zekatlar yalnız züğürtlere ve yoksullara”[1] ayetine mazhar olmuş bir
büyük alay para toplayan gariplerdir. Başlarında buryadan ve lif-i hurma dan
destarları(sarıkları) ile Ya Fettah esmasiyle aralarında ki bütün körler omuz
omuza gelip, kimi aksak kimi topal kimi saralı kimi felçli kimi elsiz kimi
ayaksız kimi çıplak kimi eşeğe binmiş bir hengame dua ile nice bin bayrakların
arasına cerrarlar şeyhini (para toplayanların şeyhini) ortaya alıp şeyhleri dua
ettikçe yedi bin fukara bir ağızdan Allah Allah ile amin dediklerinde sesleri semaya
ulaşır. Bu şekil üzerine dileciler şeyhi alay içinde alayköşkü dibinden geçiş
yerinde durup padişa hayr dua edip ihsan ü in’amlar alıp geçerler. Pirleri
eş-şeyh hafi’dir. Selman belin bağlamıştır. Gazadan gelen Müslüman gazilerden
“Ve sakın bir şey isteyeni azarlama”[2] ayeti üzerine “şey’ullah”
deyip sadaka alırdı.
Yorumlar
Yorum Gönder